Dolar önemsiz bir şekilde yükseliyor!

02 Aralık 2016, 11:29 - -

Yatırımcıların genelde iflah olmaz alışkanlıklarından biri yükseliş/düşüş sonrası özellikle terste kaldığı durumlarda bu hareketin sebebini öğrenmeye çalışmaktır. Kafasına yatan bir sebep olduğunda duygusal olarak rahatlar. Para kaybetmesine kaybetmiştir ama neyse ki boşuna kaybedilmemiştir. Kendinden kaynaklanan bir durum yoktur, başka faktörler devreye girmiştir. Bundan sonra da yaşamış olduğu olaylar tecrübe hanesine yazılacak sonrasında bir daha karşılaşıldığında ise tecrübelerden faydalanıp zarar edilmeyecektir.

Son 3 ayda önemli hem de oldukça önemli oyun değiştirici finansal fiyat hareketleri oldu. İlki ve çoğu negatif gelişmenin kaynağı ABD faizlerinin neredeyse 2 katına yükselmiş olması:

Temmuz ayında ABD faizleri tüm dönemlerin en düşük seviyesini gördükten sonra ekim ayına kadar %1,5’a sonrasında ise %2,5’a kadar yükseldi.

Sebep arasak çok sayabiliriz.

Düşüncem şöyle:

FED uzun süredir faizleri artırmak istiyordu fakat piyasa koşulları buna müsaade etmiyordu. Ne zaman faiz artışı yapacağını söylese SP500 endeksi geriliyordu. Bu şekilde faiz artışları birikti. Trump seçildiğinde büyümeye ve özellikle altyapı yatırımları ile büyümeye öncelik vereceğini açıklayınca ne oldu 1) Ekonomi büyüyecek 2) Enflasyon yükselecek beklentileri oluştu, hem de hemen. Sonrasında ise madem büyüme olacak borsalar yükseldi, tarihi zirvelere geldi. Faizler de yükseldi. FED bu şekilde mükemmel bir strateji kurmuş olmasının sayesinde paçasını kurtardı. ABD 10 yıllıklarına bakınca FED’in rahatlıkla 75 baz puan yükseliş için yeri açıldı. Bu süreçte de kazanımlar korundu.

Faiz artışı bizim gibi ülkelerin para birimlerini ise bir hayli negatif etkiledi. Oyunun değiştiğini kimsenin bu kadar kısa sürede anlamasını beklemiyorum o yüzden ilk tepki olarak bekleme sonrasında likidite tedbirleri sonrasında ise rezerv satışına geçtiler.

Faiz yükselince gerileyen petrol bu sefer gerilemedi, aksine yükseldi:

OPEC vs. yine bir dünya sebep sayabiliriz, önemli değil. Önemli olan resim değişti.

Faiz artışından tabii ki en fazla altın etkilendi, 1200 kırılınca altın ve risk ilişkisi de riskin bittiğine işaret etti.

Biz bu esnada neler yaptık:

Dolar dolsa da olur olmasa da.

Doların yükselişi önemli değil

Ekonomimiz sağlam

Dolara müdahale etmeyeceğiz

Faizlerin yükselmesine karşıyız

Dolar yükselişi ihracatçıya yarıyor

Doları Trump’ın seçilmesi yükseltti

Dolar yükselir de düşer de

Dolar yükselişi enflasyona yansımaz

En son bugün Trump görevi aldığında işler tekrar düzelir

Vs. vs.

Söylemlerine sarıldık.

Ortada bir sorun var, bu sorunun bir kök sebebi var, biz görmezden geldiğimizde yok olmaz. Yok saydığımızda etkileri de yok olmaz.

Son birkaç haftadır yazıyorum, sürreal bir ortamdayız sanki kötü olaylar eski Türkiye’de iyi olaylar yeni Türkiye’de oluyor.

TL çeyrek dolara gidiyor yazdığımdan bu yana durmadan yükseldi. %17 daha gayret gösterirse 1 TL = 0.25 USD olacağız.

Etkisi mutlaka olacak.

Öncelikle çok büyük miktarlarda gıda maddesi ithal ediyoruz. Bunların fiyatlarına ayarlama gelecek.

Elektronik eşya vs. ürünlerin fiyatları artacak, hala daha Iphone almamış olan varsa gidip hemen alsın.

Arabaların fiyatları artacak

Benzin, doğalgaz, elektrik, köprü geçiş fiyatları artacak.

Daha da sayabiliriz ama gerek yok.

Esnaf/KOBİ/Şirket genel davranış şekli zararlarını yıkabildiği ölçüde tüketiciye yıkmak ve bu da yetmezse personel çıkarmaktır. Bu iki kalıp dışına çıkanlar nadir sayıdadır.

Kubler-Ross modeline göre kötü haber ve sonrasında gelecek kaybın kabullenilmesinin 5 aşaması vardır.

Model çok kötü bir haber alan insanın geçirdiği evreleri açıklar.

Bu haber genelde ölümcül bir hastalığa yakalanmaktır.

Her insan her evrede farklı sürelerde kalsa da genelde evrelerin sırası pek değişmez. Peki nedir bu evreler?

1. İnkâr
Hasta önce inkâr eder, asla kabullenmez, kendine yakıştıramaz, hemen başka bir doktora gider. Kesin yanlış tanı konmuştur diye (bir de doktor çok kesin konuşmadıysa) doktor doktor dolaşır.

2. Öfke
Artık tanı konmuştur ve hasta her şeye kızgındır. "Neden o kadar insan varken bu hastalık beni buldu!", "İlk gittiğim doktor neden antibiyotik verip beni yolladı, neden anlamadı bende ne olduğunu!" gibi...

3. Pazarlık
İlk sinirli günler geçer ve hasta Allah'la veya kendiyle pazarlık yapmaya başlar. "Şu hastalıktan bir kurtulayım söz veriyorum bir çocuk okutacağım”, "Şu hastalıktan bir kurtulayım artık kimseye kötü davranmayacağım, kumar oynamayacağım vs."

4. Depresyon
Ve bunalımlı günler, içe kapanma, hayata küsme, normalde yapılan günlük aktivitelerin zevk vermemesi, ölümden korkma... Bu evreden çıkma nispeten zordur, çevrenin etkisi çok önemlidir. (Psikiyatrik destek şarttır)

5. Kabullenme
Hasta artık her şeyi kabullenir, hayata daha pozitif bakmaya başlar. Kalan günleri daha verimli kullanmayı planlar.

Psikiyatrik bir modeli biraz da zorlayarak ekonomiye bakış açıları çerçevesinde yöneticilere uyarlayabiliriz. Yöneticiler genel olarak ilk adımdan öteye pek gidemiyorlar. Şirketler ise bence bugünlerde 3’üncü aşamadalar: “Şu dolar bir geri gelsin tüm açık pozisyonlarımı kapatacağım.” Bir daha asla açık pozisyon açmayacağım”. “TL kredi faizi ne olursa olsun TL kredisi kullanacağım.”

4’üncü aşamaya geçip geçmeyeceğimiz alınacak tedbirlere bağlı. Eğer faiz-döviz-büyüme denklemi doğru tanımlanır fiyatların oluşması piyasa koşullarına bırakılır emir komuta altına alınmaya çalışılmazsa bir çözüm olabilir. Geçtiğimiz yıllarda TL değer yitirdikten sonra hemen geri geliyordu. Krizler merkez bankalarının müdahaleleri ve nakit enjeksiyonları ile genelde kısa sürüyordu. Artık dün de dediğim gibi resim değişti. Şartlar artık farklı ve mutlaka farklı bir yaklaşıma ihtiyaç var.

Yazıyı hazırladığım dakikalarda TOBB ekranlarda açıklama yapıyor, bankalar zararına KOBİ’lere kredi veriyorlar. Bence işe yaramaz. Krediyi alan ne yapacak ya var olan borcunu kapatacak ya da elinde nakit tutacak. Piyasa durgunlaşmış satışlar gerilemiş kredi verseniz neye yarayacak.

Krize girdiğimiz anlayınca önce konut kredisi verdik, kimsede konut alacak nefes yok

Şimdi şirketlere ucuz faizli kredi veriyoruz şirketlerde üretim yapacak nefes kalmadı.

Önce sorunu doğru teşhis edelim, tedavi ancak öyle olabilir. Her gelişmeyi bir sebebe bağladık mı kafamız rahat eder belki ama hayatın gerçekleri öyle ilerlemez.

Yeni yaklaşım gerekiyor.

Tüm okuyucularımıza iyi hafta sonları.

Sayfada yer alan bilgiler tavsiye niteliği taşımayıp yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırımcı profilinize uymayabilir.

YORUMLAR (8)
:) :( ;) :D :O (6) (A) :'( :| :o) 8-) :-* (M)
  • Borsacı04 Aralık 2016 18:09

    İntara Bey'e katılmıyorum. Yöneticiler bence 2. aşamaya geçmiş durumdalar. İnkar bitti Öfke başladı. Şirketleri bilemem.

  • güzel1103 Aralık 2016 18:19

    melih yoksa paralel misin nesin..??? bu kadar parası olan zaten ülkesini düşünür.. senin 150 doların var sanırım

  • melih demir02 Aralık 2016 15:17

    150 bin dolar ne olur olmaz tutuyorum bozmayada ne yazıkki niyetim yok..iyikide bozmamışım ne zarar olacaktı..

  • AYŞE02 Aralık 2016 15:01

    NERDEYSE ÜLKE BATSA SEVİNECEKSİNİZ BE...KAMU BORCU SAĞLAM...ŞİRKETTE HESABINI BİLMELİYDİ...KAZANIRKEN İYİDE DOLAR YÜKSELİRKEN..CAYIRTIYI BASIYORSUNUZ..DÜNYADA BÜTÜN ŞİRKETLER HAM MADDEYİ DOLARLA ALIR DOLARLA SATAR...BU KADAR BASİT...İKTİDAR NE DERSE HAKLIDIR.

  • ALP02 Aralık 2016 14:55

    İYDE ARKADAŞIM..BEN EVİMİN İDARESİNİ YAPARIM,,BORCUMU ALACAĞIMI VERECEĞİMİ,,RİSKİMİ BİLİRİM ŞİRKETLERDE BİLSEYD..YARIN ZAM YAPAR AÇIĞI KAPATIR...ÖNEMLİ OLAN KAMUNUN DOLAR BORCU YOK...MESELE BU...HERKEZ HESABINI KİTABINI YAPACAKTI...

  • emekli02 Aralık 2016 14:01

    doları bozmuyorum inanmıyorum

  • gorele02 Aralık 2016 13:38

    bize bi şey olmaz abi...bak başbakan ne diyor geçecek bunlar da

  • Bika02 Aralık 2016 12:35

    Şirketler açık döviz pozisyonlarını geç kalmadan kapatsın, bugünler iyi günlerimiz.