E-BÜLTEN

E-bültenimize abone olarak
en son bilgilere ve haberlere ulaşabilirsiniz.

Ana SayfaPiyasaBorsalardaki rallinin geçmiştekilerden farkı ne?---

Borsalardaki rallinin geçmiştekilerden farkı ne?

Borsalardaki rallinin geçmiştekilerden farkı ne?
17 Aralık 2020 - 10:39 www.borsagundem.com

Başlangıç seviyesinde yüksek değerlemeler, orta vadede düşük değerleme anlamına gelebilir

BORSAGUNDEM.COM - DIŞ HABERLER SERVİSİ

Bu yıl son birkaç on yılın en derin resesyonlarından biri görüldü ve İngiltere gibi bazı ülkeler için, 1700’lerin başından bu yana ekonomik aktivitede görülen en büyük yıllık düşüş yaşandı. Aynı zamanda 12 yıl sonra küresel ekonomiyi vuran, “bir jenerasyonda bir kez” görülen ikinci önemli ekonomik şok oldu. Ancak mevcut resesyon, 2008 finansal krizinin ardından gelen resesyondan daha derin olsa da, aynı zamanda oldukça da farklı. Bu resesyon, çıktılar üzerinde büyük etki yaratan bir sağlık krizi nedeniyle ortaya çıktı. Çıktılar üzerindeki etkisi ani olsa da, hızla tersine döndürülebildi. Ekonominin korona virüs aşılarıyla daha az yapısal hasar alarak, iyileşme ihtimali yüksek.

Bu anlamda, bu resesyonun bir olay nedeniyle gerçekleştiği söylenebilir. Birçok ayı piyasası, döngüsel olarak tanımlayabileceğimiz bir şekilde, temelde yükselen faiz oranları ve enflasyon nedeniyle ortaya çıkar. Yapısal olarak adlandırılan diğerleri ise, ekonomik dengesizliklerden ve yıllar süren aşırı fiyatlamaların ardından oluşan varlık balonlarından kaynaklanır. Aynı zamanda bunlar, genellikle bir bankacılık ya da emlak kriziyle ilişkilidir.

Tarihe bakılacak olursa döngüsel ayı piyasaları genellikle derinlik olarak 1987 yılında yaşanan borsa çöküşüne benzerlik gösterse de, toparlanması kabaca bunun iki katı zaman gerektirir.

2008 finansal krizi ya da 1980’lerin sonunda Japonya’da patlayan balon gibi yapısal ayı piyasaları, yine de çok daha derin ve toparlanması daha fazla zaman gerektirir. 

Ayı piyasasını tetikleyen ne olursa olsun, birçok hisse toparlanması, kurumsal karların düşüş göstermeye devam ettiği resesyon dönemlerinde başlar. Yeni bir boğa piyasasının bu ilk aşaması, ya da umut safhası, oldukça güçlü olma eğilimindedir ve yatırımcılar gelecekteki toparlanmayı fiyatlamaya başlarken artan değerlemelerle yön bulur. Bunun bir örneğini bu yıl Mart ayından bu yana görüyoruz.

Bu ekonomik toparlanma ortaya çıkmaya başladığında, daha uzun süren büyüme aşamasına geçiyoruz ve bu aşamada, gelirlerin ve temettü büyümelerinin birçoğu ortaya çıkıyor. Bunun ardından hisse getirileri düşüş eğilimi gösteriyor. Financial Times’ın haberine göre, gelecek yıl hisse başı küresel getiriler %35’e yakın artış gösterdiğinde, bu aşamaya geçileceği bekleniyor. 

Yine de mevcut umut safhası ve ondan önce gelenler arasında bazı farklılıklar var. ABD MSCI World hisse piyasası şimdi Mart ayındaki düşüşünden bu yana %65 yükseliş gösterdi ve yalnızca Kasım ayında, olumlu aşı haberlerinin ardından küresel hisse piyasaları %13 arttı. Bu da 1975 yılından bu yana en yüksek bir aylık artış oldu.

Küresel hisse piyasa değeri 100 trilyon dolara yükseldi. Bu rakam küresel gayrisafi yurtiçi hasılanın neredeyse %115’i seviyesinde ve 2007 yılındaki finansal kriz öncesi dönemden bu yana en yüksek seviyede. Ancak bu ölçekte bir toparlanma benzersiz değil ve 2009’da finansal krizin ardınan gelen düşüşten sonra, MSCI World endeksinin benzer bir dönemde %68 yükselişini hatırlatıyor. Ancak 2009 yılındaki koşullar, bugün olduğundan çok daha farklıydı. 

Bu seferki resesyon çok daha derin olsa da, finansal kriz sürecinde hisse fiyatlarındaki düşüş daha sert oldu ve ortalama %60 seviyesinde gerçekleşti. Bu yıl hisse fiyatlarında görülen düşüş ise %30 seviyesinde kaldı.

Sonuç olarak, finansal kriz sürecinin dip noktasında, S&P 500 şirketlerinin toplam değeri, gelirlerinin neredeyse sekiz katıydı. Bu yıl Mart ayında düşen değerlemeler gelirlerin 13 katı oldu ve mevcut oran 22 kat seviyesinde. Dahası, finansal kriz piyasaları vurduğunda ABD ve Almanya’da 10 yıllık tahvil getirileri %3,9’du. Ancak şimdi ABD’de %0,9 ve Almanya’da %0,60 seviyesinde. Tüm hükümet borçlarının üçte biri ve tüm yatırım sınıfı borçların dörtte biri negatif getiriye sahip. 

ABD’nin borçlarının gayrisafi yurtiçi hasılaya oranı, küresel finansal kriz öncesi %60 seviyesindeyken, şimdi %100’ün üzerinde. Mart ayındaki dip noktasının ardından gerçekleşen mevcut toparlanmanın hızının, politika destekleriyle oldukça fazla ilgisi var.

Daha yüksek mali harcamalara ek olarak, merkez bankaları faiz oranlarını sıfıra indirdi. Bazı diğer merkez bankalarıysa sıfırın altında eksi alanına indirdi. Merkez bankalarının güçlü desteği, bu bankaların birçoğunun belki de 2025’in başına kadar faiz oranlarını sabit tutacağı anlamına geliyor. Daha güçlü bir büyüme enflasyon beklentilerini rekor bir düşüşten yukarı çekerken, faiz oranlarının gerçek seviyesi oldukça negatif hale geldi. Ancak sonuç olarak, bu ayı piyasasında daha yüksek başlangıç değerlemeleri, faiz oranlarına yer olmaması, tahvil getirilerinin düşmesi ve finansal krizin ardından gelen 10 yıla kıyasla daha yüksek borç yükü orta vadede getirilerin düşeceği anlamına geliyor.

FED ardından gözler BoE’ye çevrildi

 

Güçlü yükseliş sonrası kar satışlarına dikkat!

 

Geri çekilmeler sınırlı düzeltmeler mi?

 

TIKLA BORSADA DÜŞÜK KOMİSYONLA İŞLEM YAPMAYA BAŞLA

Sayfada yer alan bilgiler tavsiye niteliği taşımayıp yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırımcı profilinize uymayabilir.

YORUMLAR (1)
:) :( ;) :D :O (6) (A) :'( :| :o) 8-) :-* (M)
  • Naim17 Aralık 2020 10:51

    Bu ralli 2000 öncesi rallilerden. Çünkü enflasyon yüzde 500 lerce arttı ama borsa 15 yıldır aynı yerde geziyor. Endeksin 300 bin olması gerekir. Para pul oldu dolar altın faiz uçtu borsa hep düştü. Artık durmadan çıkar.