E-BÜLTEN

E-bültenimize abone olarak
en son bilgilere ve haberlere ulaşabilirsiniz.

Ana SayfaGündemUNESCO'nun Türkiye'deki doğal mirasları---

UNESCO'nun Türkiye'deki doğal mirasları

UNESCO'nun Türkiye'deki doğal mirasları
16 Ocak 2020 - 08:27 www.borsagundem.com

UNESCO Dünya Miras Listesi'ne kayıtlı bin 121 kültürel ve doğal varlıktan sadece 18'i Türkiye'den.

Her yıl binlerce turistin ziyaret ettiği Kekova 19, Sagalassos Antik Kenti 10, Perge Antik Kenti 10, Harran, Ahlat ve Alanya 19 yıldır listeye girmek için bekliyor. Türkiye'nin 78 kültürel ve doğal varlığı yıllardır geçici listede bekletilirken, UNESCO'nun 10 temel kriterinden pek çoğunu karşılayacak nitelikte olan Antalya'nın Kaleiçi semti geçici listeye bile giremedi.

UNESCO Dünya Miras Listesi'nde, 160 ülkeden bin 121 kültürel ve doğal varlık bulunuyor. Listede, Türkiye'den 18 kültürel ve doğal varlık yer alıyor. Türkiye'den İstanbul'un tarihi alanları, Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası, Hattuşaş, Nemrut Dağı, Xanthos ve Letoon, Safranbolu, Truva Antik Kenti, Edirne Selimiye Cami ve Külliyesi, Çatalhöyük Neolitik Kenti, Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı, Bursa ve Cumalıkızık, Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri, Efes, Ani Arkeolojik Alanı, Aphrodisias Antik Kenti, Göbeklitepe, Göreme Milli Parkı ve Kapadokya ile Pamukkale-Hierapolis, listede yer alan kültürel ve doğal varlıklar.

78 KÜLTÜREL VARLIK GEÇİCİ LİSTEDE

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın çalışmaları sonucu Türkiye’den 18 kültürel ve doğal varlık listeye alınırken, 78 kültürel ve doğal varlık ise yıllardır geçici listede bekliyor. Antalya'nın Kaleiçi semti ise UNESCO'un 10 temel kriterine uymasına rağmen geçici listeye bile alınmadı.

Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevzat Çevik, on binlerce eseriyle dünyanın kültürel ve doğal tarihini özetleyen Anadolu'nun, miras listesindeki bu yoksulluğunun, listelerin oluşum biçimi açısından kuşku verici olduğunu söyledi.

'KUTSAL BİR KORUMA İTTİFAKI'

Prof. Dr. Nevzat Çevik, 1972'de kurulan, 1982'den bu yana Türkiye'nin de taraf olduğu UNESCO Dünya Kültürel ve Doğal Mirasın Korunmasına Dair Sözleşme'nin, yeryüzündeki değerlerin tüm insanlığın ortak malı olduğu ve bu değerlerin korunmasının da ortak sorumluluklar yüklediği prensibiyle, bir koruma ittifakı olarak ortaya çıktığını belirtti. Prof. Dr. Çevik, "Dünya Miras Listesi'nde, 160 ülkeden 869'u kültürel olmak üzere bin 121 kültür ve doğa varlığı bulunmaktadır. Kocaman ve yaşlı dünyamızda milyonlarca anıt varken, listenin sadece bin 121 varlığı öncelemiş olması, anlamlar ve amaçlar açısından eksik görünmektedir" dedi.

'TÜRKİYE’DEN 18 VARLIK SAYISI HAKSIZLIK'

İtalya'nın 55, Çin'in 52, İspanya'nın 46 varlıkla listede yer alması ve Avrupa ülkelerinde 477 varlığın listede olması karşısında Türkiye'nin 18 varlık sayısının 'haksızlık' olduğunu kaydeden Prof. Dr. Çevik, şunları söyledi:

"Geçici listede ise 78 kültürel ve doğal varlığımız var. Hem kronolojik derinliğinde hem de coğrafyanın zengin yaygınlığında onbinlerce eseriyle dünyanın kültürel ve doğal tarihini özetleyen Anadolu'nun, miras listesindeki bu yoksulluğu, listelerin oluşum biçimi ve yöntemi açısından kuşku verici. Nedeni de anıtların eksikliği ve önemsizliği değil, tanıtım, ilgi yeterliliği ve uluslararası lobi ilişkilerinin eksikliğinden. Asıl olarak da Avrupa'nın çoğunlukla kendine hizmet etmesindendir. Oyun, kurallarına göre oynandığında listedeki hak ettiğimiz yeri alacağımızı, Xanthos göstermiştir. Efes 1994'ten 2015'e dek beklemişken, Göbeklitepe bile 2018'de listeye girmişken ve daha pek çok muhteşem anıt ya geçici listede beklerken ya da hiçbir listede bulunmazken, kazıcılarının Fransız olması nedeniyle Xanthos listeye girmiştir. Bu durum Xanthos hak etmediği için değil, başka pek çok daha önemli yerin neden giremediğini açıklamak içindir."

'GEÇİCİ LİSTEDE BEKLEYEN 78 VARLIĞIMIZ VAR'

Türkiye'nin 78 varlığının geçici listede beklemesinin ibret verici olduğunu ifade eden Prof. Dr. Çevik, "Düşünün ki Kekova 19 yıldır, Sagalassos ve Perge 10 yıldır, Harran, Ahlat ve Alanya 19 yıldır beklemekteler" dedi.

Antalya Kaleiçi'nin, yıllardır valilik, belediye ve STK’ların birlikte hareket etmesine ve UNESCO'nun 10 temel kriterinden pek çoğunu karşılayacak nitelikte olmasına karşın hala listeye girememesinin nedenlerinin de incelenmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Çevik, "Bunda önce kendi eksiklerimizi sonra da güçlü lobi ilişkilerini gözden geçirmekte yarar var" diye konuştu.

AMBLEMİN ÇEVRESİNDEKİ DİL DE DEĞİŞTİRİLMELİ

Türkiye'nin UNESCO'ya girme isteğinin yalnızca turistik, ekonomik olmadığının altını çizen Prof. Dr. Çevik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"UNESCO listesine girmek bizim için bir amaçtan çok bir araçtır. Belçikalı sanatçı Michel Olyff tarafından yaratılan ve 1998'den bu yana kullanılmakta olan amblemin çevresinde yer alan, 'dünya mirası' anlamına gelen yazının İngilizce, Fransızca ve İspanyolca dil seçimi de değiştirilmelidir. Madem sadece Avrupa'nın değil, dünyanın emanetlerinden bahsedilmektedir, hiç olmazsa büyük dil-yazı gruplarından da seçimler yapılmalıdır. Örneğin Çince, Arapça, Rusça ve Türkçe gibi. Ya da sadece Latince yazılmalıdır."

'ÖNCELİKLİ ULUSAL EMANETLER LİSTEMİZİ YAPMALIYIZ'

​Prof. Dr. Çevik, "Benim önerim UNESCO'yu beklemeden, Öncelikli ulusal emanetler listemizi UNESCO benzeri kurguyla Türkiye'de yapmaktır. Destekleyici olarak da Ulusal Emanetler Fonu'nun kurulmasıdır. Bunları isteten neden, UNESCO listelerinin oluşumundaki gücümüz yetmeyen politik seçimlere engel olmak, etkilenmemektir. UNESCO'dan beklentimiz, dünyanın özeti olan Anadolu’nun hakkını teslim etmesidir" dedi.

TIKLA BORSADA DÜŞÜK KOMİSYONLA İŞLEM YAPMAYA BAŞLA

Sayfada yer alan bilgiler tavsiye niteliği taşımayıp yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırımcı profilinize uymayabilir.

YORUMLAR (0)
:) :( ;) :D :O (6) (A) :'( :| :o) 8-) :-* (M)