Piyasa çok çok ucuz

01 Aralık 2016, 11:10 - -

Dünkü yazıda piyasanın çeşitli metriklere göre oldukça ucuz olduğundan dem vurmuştum. Hem fiyat kazanç hem piyasa defter değeri olarak baktığımızda piyasanın geneli ucuz duruyor.

Yazıda kritik bir sorum vardı: Ya hikayemiz değiştiyse?

İstatistiksel verileri analiz ederken özellikle uzun dönemlerde “regime switch” verinin yapısının değişmesi ve bununla uğraşılması çok sık rastlanılan bir durumdur.

Belirli bir parametre setinde anlamlı olan bir veri durum değiştiğinde anlamsız olabilir.

Böylesi bir durumu herhalde çoğumuz lise derslerinden de hatırlarız: Kimyada bir sürü tanım yapılır en sonuna N.Ş.A. konulur: Normal Şartlar Altında. Normal şartlar altında sıfır derece ve 1 bar (atmosferik basınç) demektir. Problemin çözüleceği set budur ve bunun dışında çözüm ya çok zordur ya da yoktur.

Bizim piyasaya dönelim tekrar.

Bankalar ciddi kar yazıyorlar ve F/K bu yüzden geriliyor. Bankalar doğru,  kar yazıyorlar ama bileşenlerine bakmak lazım: 1)Personel çıkarıyorlar 2)Sorunlu krediler bankacı tabiri ile yüzdürülüyor. Şirketler gitmiş ortada yok ama kredi devam. 3) Mevduat faizleri istek üzerine düşürüldü ama müşteriye yansıtılan diğer maliyet kalemleri vs abartılı yüksek kaldı 4)Bankalar hiçbir katkı sunmadıkları işlemler için bile fahiş ücretler alıyorlar.

Bankaların karlılıklarının kalıcı ve uzun vadeli olduğu kurumsal yatırımcı tarafından kabul görmüyor bu da bize içinde bulunduğumuz yatırım ikliminin değiştiğini söylüyor.

AB ile olan ilişkilerimiz gündüz vakti havai fişek patlatmaktan sen kimsin ya seviyesine geldi. AB suçludur değildir haklıdır haksızdır bilemem ama burada da durum değişti.

Siyaset kurumu yöneticiler, sorumlular birbirinden alakasız piyasadan ise iyice kopuk açıklamalar yapıyorlar. Ekonomi bakanının 1 aylık açıklamalarını okuyunca ne demek istediğim anlaşılır. En son dövize müdahale etmeyeceğiz dendi. Gerçek işler yerine sürekli bir algı operasyonu lafı var. Algıları değiştirmek için çok da yoğun çaba harcanıyor.

Konut sektörünü canlandırmak istiyoruz çünkü konut satılırsa ekonomi canlanacak ama ne yapılırsa yapılsın konut sektörü daha da canlanmıyor. Hepimizin cebinden TL, Dolar, Euro fışkırmıyor her kampanyada bir ev alalım. Artık konut eskisi kadar çok satılmıyor (çok normal aslında dayanıksız tüketim malı değil ki konut) burada da konuta/inşaata dayalı büyüme sistemi değişti.

Turizm en felaket durumda olduğumuz yer. Sözcü’de Nedim Türkmen bugün Türkiye otel sektörünü karşılaştırmalı olarak incelemiş:

Otellerde doluluk %50'ye gerilemiş, fiyatlar dip, gecelik kahvaltı dahil 50 Euro ama gelen giden yok. Açıklanan rakamlara bakıldığında ise gelen ziyaretçi sayısı otellerdeki gerilemeden daha ılımlı. Gelenler o zaman ya günü birlik ya da Airbnb tercih ediyorlar. Turizm gelirleri geriledi, irili ufaklı 2000 veya üzerinde otel satılık. Bu otellerde çalışan işçiler işsiz, bu otellerin kredileri var vs. Çalışacaklar ki krediler ödensin istihdam geri gelsin. Otelcilik sektörü bu sene tarihi bir hata yaptı, yaz sezonunda Türk tatilciye indirim değil bindirim yaptılar fiyatları aşağı çekersek bir daha yükseltemeyiz dediler. Böyle olunca da gelebilecek nakit akışlarını alamadılar.

Otomotivde enteresan bir ÖTV ayarlaması oldu. Artık belirli bir yere kadar kendinize bir araba aldığınızda devlete de bir araba ikram ediyorsunuz, bir noktadan sonra 1 alıp 2 hediye vermeniz gerekiyor.

İşçilik maliyetleri de aynı şekilde, çalışan 1 kazandığında devlet 1,2-1,3 kazanıyor.

Bugün sigara ve alkolde ÖTV ayarlaması ve zammı haberleri var. Bu sektörde durum arabadan çok çok daha ötede.

Ülkede kimi rakamlara göre 3 milyon Suriyeli var, kimi rakamlara göre daha fazla. Bu da önümüzdeki yıllar için ciddi bir başağrısı olacak. Bu insanlar topluma nasıl adapte olacaklar, hangi işlerde çalışacaklar...sorular uzar.

TL koptu gitti geri de gelmiyor. Şirketler borçlu, döviz açığı çok yüksek. 200 milyar USD açık pozisyon var diyen de var daha fazla olduğunu söylyende. Her 100milyar USD borç rakamında 1 kuruş artışının etkisi 1 milyar TL. Yani bu borcu alan şirketler kur arttıkça daha da çok çalışıp daha da fazla üretip daha da fazla satmak zorundalar. Piyasanın hali ortada bu da çok mümkün değil.

TL bono faizleri %11'leri aştı, kritik sınır. Buranın üstü büyük dert.

Dün de yazmıştım FITCH not indirmezse sürpriz olacak.

Tüm bunları alt alta yazdığımızda ve daha aklımıza gelmeyen bir sürü şey de olabileceğine göre demek ki bizim hikayemiz ciddi şekilde değişti/değişiyor.

Ülkenin yönetim şekli değişecek. Anayasa değişecek. Referandum olacak. Bunlar büyük olaylar.

Faiz yüksek o yüzden yatırım olmuyor saptaması da yanlış bence. Faizin 100 olduğu dönemlerde de yatırım vardı. Ayrıca düşük/yüksek neye göre düşük/yüksek burada da aynı sorun var. Nominal olarak Japonya, ABD, AB ye göre çok yüksek faizdeyiz kabul ama nominal olarak.

TL’sini dolara çevirmeyen şirketler/yatırımcılar bir geri gelse de kurtulsak diyorlar bu da geri çekilmeleri sınırlı bırakıyor:

Borsa kritik bir destekte. 2012 yılından bu yana çalışan uzun dönemli desteğe geldik dayandık:

Bu destek 2014 1 defa 2016 2 defa çalıştı. Şimdi 2016 3'üncü denemeye geldik. Third time is the charm der yabancılar o hakkımızı da kullandık, destek 3 defa çalıştı. Borsa burada yıkılırsa TL’de her hafta/gün görmeye alıştığımız yeni dipler borsada da olur.

Ne diyelim analist tabiriyle dikkatle izliyoruz.

Risk/getiri metriğini ölçümüze göre uygun bulduğumuzda da pozisyon denemekten kaçınmıyoruz. Değişen koşullar altında yatırım stratejimiz de değişmeli yoksa kısa sürede oyun dışı kalırız.

Bol kazançlar.

Sayfada yer alan bilgiler tavsiye niteliği taşımayıp yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırımcı profilinize uymayabilir.

YORUMLAR (7)
:) :( ;) :D :O (6) (A) :'( :| :o) 8-) :-* (M)