E-BÜLTEN

E-bültenimize abone olarak
en son bilgilere ve haberlere ulaşabilirsiniz.

Ana SayfaPiyasaBorsalar uzlaşma dopingiyle hayat buldu!---

Borsalar uzlaşma dopingiyle hayat buldu!

Borsalar uzlaşma dopingiyle hayat buldu!
04 Kasım 2019 - 15:24 www.borsagundem.com

ABD ile Çin’in ticaret müzakerelerinde olumlu adımlar atması küresel borsalara hayat verdi. Dow Jones ve S&P500’in yanı sıra Alman ve Fransız borsa endeksleri yeniden tüm zamanların en yüksek noktalarına yaklaştı.

Küresel borsalar, ABD ile Çin arasında yaşanan Ticaret Savaşı konusunda bir anlaşma olacağı umuduyla yeni bir yükseliş dönemine girdi. Washington’da yapılan ABD- Çin müzakerelerinde küresel ekonominin yavaşlamasına neden olan Ticaret Savaşı ile ilgili olumlu adım atılacağı beklentisi dünya borsalarının da önünü açtı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın ekonomi Danışmanı Larry Kudlow’un müzakerelerden memnuniyetini dile getirmesi ve “Eğer bu şekilde devam ederse Başkan Trump aralık ayı için planladığı gümrük vergilerini geri çekebilir” açıklaması görüşmelerin olumlu yönde ilerlediğini gösteriyor. Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı Le Yucheng, iki ülkenin ticaret anlaşmazlıklarında uzun süredir devam eden uzlaşma arayışında önemli bir adım attıklarını belirtti.

Dow Jones Endeksi 22 Ekim itibarıyla tarihi zirvesinin yüzde 2 uzağında ve 26 bin 788 puanda. S&P 500 endeksi de kritik 3 bin puan seviyesinde dalgalanıyor. Dow Jones yılbaşından bu yana yüzde 15’ten fazla değer kazandı. Endeksteki en çok kazandıran hisse senetleri Apple ve Microsoft oldu. Yılbaşından bu yana Apple yüzde 50, Microsoft yüzde 36 kazandırdı. Apple hisselerinin hala kazandırma potansiyeli olduğu belirtiliyor. Raymond James, Dow Jones endeksinin yüzde 6’sını oluşturan Apple için hedef fiyatını 250 dolardan 280’e çıkardı. Apple, ünlü değer yatırımcısı Warren Buffett’m fonu Berkshire Hathaway’in de en gözde hisse senedi olmaya devam ediyor.

Sadece ABD borsaları değil, şirket karlarının da beklentiler seviyesinde gelmesiyle Avrupa borsaları 2019’un yeni zirvelerini zorluyor. Avrupa’da 17 ülkenin çeşitli şirketlerinden oluşan “Stoxx600 Endeksi” olumlu havanın etkisiyle tarihi zirveleri zorlarken Alman DAX ve Fransa’nın CAC 40 Endeksi de ekim ayını yükselişle geçirdi. Brexit sürecinin sorunlu geçmesi ise borsaları baskı altına alıyor. İngiltere Başbakanı Boris Johnson ve Avrupa Komisyonu Başkam Jean-Claude Juncker’in yeni bir Brexit anlaşması üzerinde mutabakata varmalarına karşılık, İngiltere Parlamentosu’nun anlaşmayla ilgili yasa tasarısının oylanmasını reddetmesi süreci iyice karmaşık hale getirdi. Başbakan Boris Johnson’ın erken seçime gitmesi ihtimaller arasında yer alırken Avrupa Birliği’nin Brexit’i üç ay süreyle 31 Ocak’a ertelemesi de gündemde.

İyimser havaya karşılık bazı uzmanlar, ihtiyatlı olunması gerektiğini mayıs ayındaki ticaret görüşmelerinin de beklenmedik bir şekilde sona erdiğini hatırlatıyor. Çiti Research’ün ABD menkul değer piyasaları kıdemli stratejisti Tobias Levkovich, “Son zamanlardaki en büyük haber küresel ticaret sürtüşmesinin olumlu yönde evrilmesi. Ancak yine de herkes ihtiyatlı, kimse bir kez daha kandırılmak istemiyor” diye konuşuyor. Japon Mizuho Bank ise müşterilerine gönderdiği yorumda, “Ticaret görüşmelerindeki mevcut iyimserlik dalgasına rağmen bunun kısa vadeli olacağını düşünüyoruz” diyor.

Borsalardaki olumlu havanın arkasında yatan bir başka neden ise ABD ekonomisinin geleceğine ilişkin kaygıların azalması... ABD’de resesyon beklentilerinin giderek azalması ve yatırım bankalarının olumlu raporları borsalarda alımları güçlendiriyor. Goldman Sachs’ın ekim başındaki raporunda, ABD ekonomisindeki “koşunun henüz bitmediği” ve resesyonun şimdilik uzakta olduğunu belirtmesi piyasalarda moralleri yükselten gelişmelerden. Goldman Sachs’ın kıdemli küresel hisse senedi stratejisti Peter Oppenheimer, imalat sanayisindeki zayıflamanın sonuna gelindiğini, ekonominin yavaşlayacağını ancak resesyonun söz konusu olmadığını belirtti. Oppenheimer halen üç bin puan seviyesinde olan S&P 500 endeksinin yılsonunda üç bin 100 puana tırmanmasını beklediklerini de ifade etti.

Wall Street’in yükselmesinde bir başka neden ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz indirimi. Fed bu yıl yıl iki kez faiz indirdi. ABD Başkanı Trump ekonominin canlanması için ısrarla faiz indiriminin sürdürülmesini hatta Euro Bölgesi gibi sıfır faiz politikasının uygulanmasını istiyor.

CME Group’un Fed İzleme Aracı’na göre borsa işlemcileri yüzde 93 ihtimalle yeni bir faiz indirimi bekliyor. Yeni bir faiz indirimi Wall Street’te yeni bir yükseliş hamlesi yapmasını sağlayacak. Ancak tabii ki borsaları baskılayan jeopolitik tansiyon ve küresel yavaşlama gibi daha büyük sorunların hafifletilmesi için yeterli olmayacak.

Küresel borsalarda hava şu anda olumlu. Uzmanlar yatırımcılara hala alınabilecek hisse senedi öneriyor. Çiti Research’ten Levkovich yatırımcılara enerji, sanayi ve yarı iletken sektörlerinden hisse senetlerini uzun vadeli düşünebileceklerini vurgularken banka, sigorta ve sağlık şirketlerini de öneriyor. Ivy Large Cap Büyüme Fonu’nun yöneticisi Bradley Klapmeyer ise daha temkinli ve güçlü ekonominin desteğiyle yüksek karlar açıklayan yazılım ve hizmet sektörlerini öneriyor ve yenilikçi şirketlerin takip edilmesini tavsiye ediyor.

Tabii ki herkes bu kadar iyimser değil.

2013’ten bu yana devam eden boğa piyasasının ne kadar süreyle devam edeceği tüm uzmanların tartıştığı konu. Karamsarlar sürekli olarak keskin düzeltmelere hazırlıklı olunmasını öneriyor. Karamsar uzmanlar, “Herhangi bir finansal tarih öğrencisinin bildiği gibi borsadaki baş döndürücü yükseklikler süresiz olarak devam edemez. Trump döneminde oluşan yatırımcı iyimserliği, haksız düşük faiz oranları ve davranışsal ekonominin de katkısıyla varlık fiyatları yapay olarak şişti” görüşünde... Karamsarlar bir finansal çöküş olmasa da, yatırımcıların düzeltmelerde varlıklarını korumak için hazırlıklı olmaları gerektiğini öneriyor.

PİYASALARIN DUYMAK İSTEMEDİĞİ BEŞ BÜYÜK RİSK

1-ABD Ekonomisinde Yavaşlama

Tüm uzmanların kabul ettiği gibi “ABD hapşırırsa, dünya soğuk algınlığına yakalanır” ilkesinden hareketle ABD ekonomisinde küçük bir durgunluk küresel ekonominin frene basmasına neden oluyor. Bu nedenle herkes ABD ekonomisini ve özellikle imalat sanayisindeki yavaşlamayı yakından izliyor. Yatırımların yüzde 1 düşmesi ve tüketici güveninin dalgalanması kaygı yaratan gelişmeler... Şirket karlarının yüksek gelmesi bu kaygıları baskılıyor. Fed bu yıl ABD ekonomisinin yüzde 2,2 büyümesini bekliyor.

2-Çin'in Borç Bombasının Patlaması

Çin ekonomisini aşırı borçlanma ile ivmelendiriyordu. Ancak ticaret savaşları Çin’in frene basmasına neden oldu. Bu yılın ilk çeyreği itibarıyla şirket, hane halkı ve kamu borcunun milli gelire oranı yüzde 303'e ulaştı. Yavaşlayan ekonomide bu borç miktarının yönetilemez hale gelmesi ve Çin’de bir bankacılık krizine ve dolaylı olarak Asya’da finansal şoka neden olabilir.

3-Arjantin'deki Krizin Yayılması

Bu yılın başında gelişen piyasaların ünlü yatırımcısı Mark Mobius, firmasının Arjantin’den uzak durduğunu açıkladı. Ancak Mobius yalnızca Başkan Mauricio Macri’nin gelecek seçimlerde güçlü bir görev alabilmesi halinde durumu bir kez daha gözden geçireceğini söyledi, ilk oylamada Macri ağır bir şekilde kaybetti. Arjantin’in borsaları bu şok sonucu takip eden günlerde yüzde 30’dan fazla değer kaybetti, borsa endeksi keskin bir biçimde düştü. Arjantin’in 2019 ve 2020 yıllarında 80 milyar dolar ödemesi gereken borcu var. Bu durum ülkenin 20 yıldan kısa bir süre içinde üçüncü kez temerrüde düşme ihtimalini artırdı. Fidelity International’ın yatırım direktörü Andrea lannelli ise Arjantin’deki krizin diğer ülkelere "bir çeşit yayılma" beklediğini vurguluyor.

4-Trump'ın 'Favori Diktatörü'nün Yıkılışı

Eylül ayında İskenderiye ve başkent Kahire de dahil olmak üzere birçok kentte Mısır Hükümeti’ne karşı gösteriler yapıldı. Mısır’daki gösteriler Cumhurbaşkanı Abdel Fattah el-Sisi’nin Müslüman Kardeşler'den Mohamed Morsi'ye karşı askeri bir darbe yaptığı 2013’ten bu yana en büyüğüydü. Mursi, haziran ayında yargılanması sırasında öldü. Protestolar, yatırımcıların karlarını almasına ve Mısır'ın EGX 30 borsası endeksinin yüzde 11’e gerilemesine neden oldu. Goldman Sachs analisti Farouk Soussa eylül ayında yaptığı açıklamada, siyasi istikrarsızlığın devam etmesi halinde ülke ekonomisinin bir krize girebileceğini belirtti. ABD’nin Mısır’da 21,8 milyar dolar doğrudan yatırımı var. Başkan Donald Trump, ağustos ayındaki G-7 zirvesinde Sisi ile buluşmayı beklerken “Favori diktatörüm nerede?" diye sormuştu. Sisi'nin devrilmesi Ortadoğu’da gerginliğin artmasına ve petrol fiyatlarının yükselmesine neden olabilir.

5- Hong Kong’taki Protestolar

Hong Kong’taki protestolar dört aydır devam ediyor. Asya’da önemli bir finans ve ticaret merkezi olan Hong Kong’un siyasi istikrarsızlığın batağına düşmesi ticareti ve ekonomisini çökertebileceği gibi özellikle Asya’daki ekonomileri etkileyebilir. (Levent Gürses/Forbes Türkiye Dergisi)

Sayfada yer alan bilgiler tavsiye niteliği taşımayıp yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırımcı profilinize uymayabilir.

ETİKETLER :
YORUMLAR (2)
:) :( ;) :D :O (6) (A) :'( :| :o) 8-) :-* (M)