E-BÜLTEN

E-bültenimize abone olarak
en son bilgilere ve haberlere ulaşabilirsiniz.

Ana SayfaGündem"Asya piyasalarında yükseliş sürecek "---

"Asya piyasalarında yükseliş sürecek "

Asya piyasalarında yükseliş sürecek
19 Kasım 2017 - 14:30 www.borsagundem.com

Barron's internet sitesi öngörüleri ile piyasaların çoğunluğu ile çelişen ama sonuçta haklı çıkan Ajay Kapur'la bir ropörtaj yaptı. Kapur'a göre Asya piyasalarında yaşanmakta olan yükseliş daha çok erken aşamalarında.

BORSAGUNDEM.COM 

2005 yılında Asyalı stratejist Ajay Kapur tatrışmalara neden olan "çok zenginlerin payı" isimli bir rapor yazdı ve büyük ekonomilerdeki varlıklı ailelerin ortalama tüketicilerden bağımsız hayatlarının giderek büyüdüğünü anlattı. Buna ilişkin riskerin ise büyük bir siyasi tepki olacağını belirtti. Benzer yönde bir rapor Fransız ekonomist Thomas Pikketty'nin 21. Yüzyılın Başkenti isimli kitabında ancak 8 yıl sonra yer alabildi. 53 yaşındaki Bank Of America'nın bu gelişmekte olan piyasalar analisti ayrıca Asya hisse senedi piysalarında yükseliş başlamadan önce ilk pozisyon alan isimlerden biri oldu.


Barron's: Asya piyasalarında alıma geçmenizden çok kısa bir sonra Japonya hariç Asya piyasaları yüzde 35 ve Çin hisseleri yüzde 50 oranında değer kazandı. Siz bu değişimin geleceğini nasıl öngörebildiniz?

Kapur: Japonya dışı Asya piyasalarında alım yapmaya geçen yıl Şubat ayında başladım. Bundan önce 5 yıl boyunca bölgede satış yönündeydim. Bu sürede piyasaların genel görüşü doların giderek daha fazla güç kazanacağı ve ABD tahvil faizlerinin artacağı bunun ise geleneksel olarak Asya piyasaları ve diğer gelişen piyasalar için iyi olmayacağı yönündeydi. Bugün geldiğimiz noktada bu görüşlerin tamamen yanlış olduğunu açıkca görüyoruz. ABD'de Kasım ayında yapılan seçimlerin ardından hikayemiz seküler bir durgunluk ve uzun vadeli faizlerin düşük kalacağı yönünden daha yüksek enflasyon beklentilerine ve daha yüksek tahvil faizlerine dönüştü.

Büyük kazançları getiren şey, küreselleşme ve teknolojideki ilerlemeler ile Avrupa ve ABD'De pek çok sektörde görülen oligopolleşme oldu. Bu durum Asya ve gelişen piyasalar açısından da olumlu oldu. Bunun sürmesi için doların durağan ile zayıf arasında kalması gerekiyor ki benim beklentim de bunun böyle olacağı yönünde. Fed'in yeni yönetimi büyük olasılıkla kademeli geri çekilmeye bağlı kalacak. Fed'in faiz artırımı beklentileri bu zamana kadar çok agresif oldu ki bu yanlıştı. Bu beklentiye sahip olanlar, enflasyonu ve büyümeyi çok fazla abarttılar aynı şekilde buna tepkilerini de abarttılar.

Asya Piyasaları buradan nereye gider?

Gelişen piyasalarda 40 yıl geriye giderseniz, bu süreçte 6 boğa piyasası dönemi olduğunu görürsünüz. Bunların ortalama süresi 42 ay kadar devam ediyor ve ortalama yükseliş yüzde 232 düzeyinde oluyor. Şu anda biz 22. aydayız ve geçen yılın Ocak ayında görülen dipten bu yana yüzde 60 yükselmiş durumdayız. Zaman olarak yolumuzun henüz yarısında olduğumuz düşünülürse, benim inancım Asya ve gelişen piyasaların önümüzdeki iki yıllık süre içinde ikiye katlanması zor olmayacaktır.

Bu yıl yaşanan yükselişin önemli bir bölümü senkronize küresel toparlanma ve kar artışlarından kaynaklandı. MSCI'nın Japonya dışı Asya piyasaları endeksi bu yıl yüzde 30'un üzerinde bir büyüme yaşarken, karlılık artışları yüzde 22 düzeyinde oldu. Yani Asya piyasalarını sürükleyen temel unsur şirket karlı oldu. Küresel büyüme çok güçlü olmamakla birlikte yaygın bir görünüm sergiledi. Satın Alma Yöneticileri endeksi açıklayan ülkelerden yüzde 87'sinde endeks 50 puanın üzerinde oluşarak, genişlemenin devam ettiğine işaret etti. Bu oran 2011'den bu yana en yüksek seviyede oluşuyor.

Avrupa'nın kendi krizinden çıkmasının üzerinden yalnızca bir yıl geçtiğini düşünürsek, önümüzde daha fazla büyümenin olması beklenebilir. Gelişen piyasalar 4 yıl önce kendi içinde sorunlar yaşadı. Brezilya, Rusya ve Güney Afrika güçlü dolardan ve Çin ekonomisindeki büyümenin zayıflamasından olumsuz etkilendi. Benim görüş açıma göre, Avrupa'da ve gelişen piyasalarda pek çok ülkenin toparlanma süreçlerine yeni başladığını göreceğiz.
Rallinin öncüsü Tencent, Alibaba, Samsung Electronics ya da Apple'ın Tayvan'daki tedarikçileri olacaktır. Asya'nın teknoloji sektöründeki varlıkların üzerinde bir köpük olduğu yönündeki görüşlere katılmıyorum. Bizler bir boğa piyasasının içindeyiz. MSCI'nın Japonya hariç Asya piyasaları endeksinde ortalam hisseler yüzde 19 oranında temettü dahil artış yaşamış durumda. 24 sanayi grubunun 14'ü bu yıl yüzde 25 değer kazandı ki bunlarda gayet net bir şekilde genele yayılan bir yükselişi ifade ediyor.

Şu konuda haklısınız ki internet, yazılım ve donanım şirketlerinin hisseleri bu yıl yüzde 50 ila 80 oranında değer kazanmış durumda. Bunlar görece olarak daha parlak rakamlar, ancak bir boğa piyasası yaşandığında bunun sürükleyicisi olan bir sektör mutlaka vardır ve bu kez bu sürükleici sektör teknoloji oldu. Asya piyasalarının 2003 ila 2007 yılları arasında yaşadığı boğa piyasalarının sürükleyici unsuru emtia sektörü hisseleri olmuştu.

Asya piyasalarında teknoloji stokları görece olarak pahallı durumda ancak, henüz bir balon oluşturma bölgesinin çok uzağında. Karlılıkları böyle artmaya devam ettiği sürece, hisselerin değeri ile ilgili bir sorun yaşamıyoruz.

Dünya genelindeki yatırımcılarla konuşuyorum ve bu konuşmalardan edindiğim izlenim, Çin'de devam etmekte olan innovasyonu ve teknolojiye yapılan yatırımları hafife aldıkları yönünde. Pek çok insan hala enerji, sanayi telekom, kamu şirketleri gibi eski ekonomi unsurları konusunda endişeli ve diğerleri de Çin'in sürükleyici motoru haline gelen inovasyon konusunda ve yeni ekonominin diğer unsurları olan, yazılım, enformasyon teknolojisi hizmetleri, internet hizmetleri, yarı iletkenler, medya ve bioteknoloji gibi unsurlar göz ardı ediliyor.

Şurasını hatırlayalım ki Çin'deki veri güvenliği pek çok Avrupa ülkesinden daha liberaldir, örneğin bu Çin'in teknoloji şirketlerine çok fazla veriye ve istihbarata erişim imkanı sağlıyor ki bu rakiplerinden çok daha güçlü bir ölçekte gerçekleşiyor. Rekabet açısından çok güçlü bir avantaj olan bu durum pek çok yatırımcı tarafından yeterince takdir edilmiyor.

Gelelim sizin favori piyasanız olan Çin'e. Geçtiğimiz yılın başında Çin'in kaygan bir zemin üzerinde olduğuna dair ciddi endişler vardı. Ne oldu?

Bir süreliğine Çin'deki yatırımlarımı tersi yönündeki görüşler ağır basıyor olsa da artırdım. Geçtiğimiz yıl Çin parasal ve mali politikalarını gevşetmeye başladı ki bu da Çin'den toplayacağımız meyvelerin tadını artırdı. Konut piyasalarındaki daralmalar ve yılın erken döneminde alınan parasal sıkılaştırma önlemleri bir parça duraklamaya neden oldu. Büyük resimde, gelirler yılın ikinici ve üçüncü çeyreğinde sürpriz bir şekilde yüksek seyrediyor. Çin'de karlılıklardaki artış bu yılın başlarında yüzde 15'lerden yüzde 20'lere sert bir yükseliş yaşadı ve karlılıklar hoş bir şekilde yukarı yönlü revize edildi. Eski ekonomide yatırım harcamaları kısılırkeni bu nakit akışına yüksek miktarlı girişler olmasını sağladı.

Çin'de yeni ekonominin bu kadar büyük olması, borç yükü altındaki eski ekonominin olumsuz etkilerini sınırlıyor. Yeni ekonomiye dahil olan şirketlerin endeks içindeki payları 2007 yılında yüzde 20 seviyesindeyken, şimdilerde yüzde 50'ye yükselmiş durumda. Yatırımcılar sık sık Yeni ekonominin Çin ekonomisi içindeki payını anlamaktan uzak kalıyor.

Değerlemeler açsından bakıldığında bu seviyelerin halen mantıklı sınırlar içinde olduğunu düşünüyorum. Çin hisseleri bu aşamada karların 17 katı düzeyinde devam ediyor. Bölgenin ortalaması ise 15.8 düzeyinde bulunuyor. Şirketlerin piyasa değeri ise Japonya hariç Asya genelinde 1.8 seviyesindeyken, Çin'de bu oran 2 düzeyinde bulunuyor.

Hindistan son bir iki yılda bölgenin gerisinde kaldı. Neyi yanlış yaptı?

Şurası açık ki Hindistan büyük bir uzun vadeli hikaye ve makro temeller açısından önemli toparlanmalar gösterdi. Uluslararası rezervler oldukça iyi seviyelerde, net vergileri artırmak üzere satış vergilerinde yapılan düzenlemeler gibi yapısal reformlar görüyoruz ki bunlara iflas yasası düzenlemeleri ve enflasyonun kontrol altına alınmış olmasını da ekleyebiliriz.

Hindistan'dan bu aşamada hoşlanmıyor olmamızın temel nedeni, karlılıklarda bir artış göremiyor oluşumuzdur. Karlılıklar sıklıkla aşağı yönlü revize ediliyor. Bu yılın başlarında analistler çok umutluydu ve karlılıklarda yüzde 19 artış bekliyordu. Bu beklentgi şimdiden yüzde 10'lara çekilmiş durumda.

Benim düşüncem, piyasanın benzerlerine göre pahalı kaldığı yönünde. Bu aşamada fiyatlar karlılıkların 19 katı ile bölge ortalamasının üzerinde. Ayrıca Hindistan, cari açığı bozulma gösteren bir kaç ülkeden biri durumunda.

Teknoloji öyküsü yüzünden Güney Kore'yi de sevdiğinizi varsayıyorum. Neden Kore ki bu ülkede piyasalar Asya'nın geri kalanına oranla bir basamak geride kalıyor

Tekonolojinin etkilerinden hoşlanıyorum ama buna bazı teknoloji dışı sektörler de dahil. Kore çekici bir pazar çünkü karlılıklar güçlenmiş durumda, varlıkların değeri mantıklı ölçülerde ve finansal kırılganlık düşük düzeylerde. Kore'de hisse senetlerinden elde edilen gelirlerle bakarsanız bu yüzde 10 düzeyinde Asya'nın geri kalanında ise bu oran yüzde 11 düzeyinde. Bununla birlikte, hisselerin fiyatının karlılıklara oranı 9.2 seviyesinde ki bu oran bölge ortalamasında 13.4 düzeyinde. KoreWnin cari işlemleri GSYİH'nın yüzde 4'ü kadar fazla veriyor ki bu oldukça güzel bir oran. Büyük bir ticaret ülkesi olrak Kore ayrıca senkronize küresel toparlanmadan, ve çin'deki toparlanmadan olumlu etkilenecek ülkelerin başında yer alıyor.

Teknoloji dışıda Kore bankaları da maliyetlerinin karına oranını düşürmüş durumda ki bu da beni bankalardan hoşlanan biri yapıyor.

Şu an Güneydoğu Asya'ya çok sıcak değilsiniz yanılıyor muyum?

Güneydoğu Asya'yı daha önceleri pahalı bulduğumuz için piyasa altı olarak değerlendirmiştik. Piyasaların altında bir getiri sundu ve pek de önemli sayılabilecek bir teknoloji hikayesi olmadı. Güneydoğu Asya'yı sevmediğimden değil ama Aysa'nın diğer bölgelerini daha çok sevdiğimden bunu tercih ediyorum.


Önümüzdeki iki yıllık süreçte Asya'da hangi sektörler iyi performans sergileyecek?

Asya'da benim favori sektörüm sadece internet sektörü değil aynı zamanda teknolojik donanım sektörü de. Bu alanlarda bir yükseliş bölgesindeyiz, internette daha fazla adaptasyon ve giderek artan kullanıcılar sayesinde giderek daha karlı hale geliyor. Teknolojik donanım alanında, yarı iletkenler konusundaki faaliyetler oldukça güçlü oldu. Açıkca görüşlüyor ki dünyanın; çipler, sensörler, sürüş araçları, robotik unsurlari kendi kendini süren araçlar ve internet gibi konulara ve bunların içinde yarı iletkenlere son derece ihtiyacı var.

Eğer bu boğa piyasası hakkında haklıysam, bu genişleyecek ve diğer sektrlere de yayılacaktır. Özellikle de finans sektöründe etkili olacaktır. Pek çok Asya piyasasında kredi artışı 2010 ve 2011 yıllarında zirve yaptıktan sonra ciddi bir gerilemeye girdi. Kredi artışlarında böylesi bir çöküntü yaşandığında eninde sonunda kredilerin büyüdüğü bir döneme girilir ki bu da geçtiğimiz bir kaç yılda yeterli yatırıma gidemeyen şirketlere ve tüketicilere yardımcı olur.

Alüminyum, gümüş, kağıt, gübre, bakır ve çelik gibi bazı dönemsellik gösteren metaryalller daha şimdiden, küresel senkronize toparlanmadan ve Çin'deki arz daralmasından olumlu etkilenmiş durumda. Ancak ben, teknoloji, finans ve seçilmiş metaryallerin, yatırımcıların odaklanması gereken noktalar olduğunu düşünüyorum.

Peki geceleri sizi uykunuzdan uyandıran nedir?

Asya'nın gelir ve varlık oranındaki eşitsizliği büyük bir endişe kaynağı ki bu durum ister Çin'de olsun ister Hindistan'da aynı şey geçerli.

Kutuplaşmanın ve toplumsal rahatsızlıkların, milliyetçi söylemlerin nasıl olumsuz etkilerinin olabileceğini batıdaki örneklerde gördük. Şunu da söylemeliyim ki inceleme alanındam bulunan ülkelerin çoğunda siyasiler armakta olan eşitsizlikler karşısında çok hassaslar ve buna yönelik adımlar atıyorlar. En azından bir şeyler yapmaya çalışıyor gibi görünüyorlar. Ancak onların ne derece başarılı olacağı sorusunun cevabı henüz net değil.

Kısa vadede küresel bir resesyon konusunda oldukça endişeliğim. Aynı zamanda enflasyon konusunda yanlış olunmasına yönelik olarak da benzer endişeleri taşıyorum. Eğer enflasyon birden yukarı sıçrayışa geçerse ve tahvil faizleri yükselerek, dolar güç kazanırsa? İşte bu durumda Asya ve gelişen piyasalar ciddi bir yara alabilir. Son olarak internet şirketleri endeksler üzerinde oldukça baskın durumda ve çok güçlü bir nakit akışları var. Eğer politika belirleyiciler verhi gelrilerini artırmak adına bu nakit akışına göz dikerlerse ne olacak? İşte bunlar uykularımı kaçırıyor.

Sayfada yer alan bilgiler tavsiye niteliği taşımayıp yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırımcı profilinize uymayabilir.

ETİKETLER :
YORUMLAR (1)
:) :( ;) :D :O (6) (A) :'( :| :o) 8-) :-* (M)