Ana SayfaEGİAD/Yelkenbiçer: Sınırda karbon vergisi ekonomimizi dönüştürmek için fırsat----

EGİAD/Yelkenbiçer: Sınırda karbon vergisi ekonomimizi dönüştürmek için fırsat

21 Eylül 2021 - 08:45 www.borsagundem.com

EGİAD Sanayi, Dijitalleşme ve Sürdürülebilirlik Komisyonu
organizasyonu ile düzenlenen ?İklim Krizi ve AB Yeşil Mutabakat?
Toplantısı WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) Yönetim Kurulu
Başkanı Uğur Bayar ve İklim ve Enerji Programı Kıdemli Uzmanı Tanyeli
Behiç Sabuncu?nun katılımlarıyla online olarak gerçekleşti.
Webinar?da, Avrupa Yeşil Mutabakatı?nın temel mesaj ve ilkeleri ile
şirketlerin iklim krizine yönelik çalışma yönergeleri değerlendirildi.

Avrupa Birliği?nin, 2030?a kadar sera gazı emisyonlarını yüzde 55
azaltma, 2050?de ise karbon nötr olma hedefi doğrultusunda ortaya
koyduğu çevre planı Yeşil Mutabakat?ı ilke olarak alan EGİAD, üyesi
olan tüm şirketlere yol gösterici olma hedefiyle hareket etmeyi
sürdürüyor. Karbon ayak izini en aza indirmek için Yeşil Mutabakat
çerçevesinde çalışmalar yürüten Ege Genç İş İnsanları Derneği, bu
hedefe ulaşmak için çeşitli bilgilendirme seminerleri düzenlemekte. İş
örgütü son olarak, gerçekleştirdiği online etkinlikte, ülkemizin önde
gelen doğa koruma kuruluşlarından WWF-Türkiye?nin (Doğal Hayatı Koruma
Vakfı) Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Bayar ve İklim ve Enerji Programı
Kıdemli Uzmanı Tanyeli Behiç Sabuncu?yu ağırladı.

İklim krizinin sebebi biz insanlar

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren EGİAD Yönetim Kurulu
Başkanı Alp Avni Yelkenbiçer, 100?den fazla ülkede faaliyet yürüten
dünyanın en köklü ve en büyük doğa koruma kuruluşlarından WWF?in
ağının bir parçası haline gelen WWF-Türkiye?nin tüm topluma örnek
olacak öncü projeler yönettiğine vurgu yaparak, katılımlarından dolayı
teşekkür etti. Sera gazlarının neden olduğu etkilere değinen
Yelkenbiçer, ?Çok büyük acılar yaşadığımız yaz aylarındaki orman
yangınları ve kış aylarındaki sel ve tipi felaketlerinin birincil
sebebini sera gazlarının artması olarak nitelendirebiliriz. Sera
gazları salınımının birincil nedeni insani faaliyetlerdir. Bir şeyleri
üretirken, elektrik kullanırken, bir şeyler yetiştirirken, şehirler
arası ve ülkeler arası dolaşırken, ısınıp veya soğurken yaptığımız tüm
etkinliklerde sera gazı salmaya devam ediyoruz. Bunların en büyük
sebebi de dünya genelinde çok yaygın olan fosil yakıt kullanımıdır.?
dedi.

Bakış açımızı değiştirmeliyiz

Tüm bunların ışığında da tüm faaliyetlerimizde ve bakış açımızda bir
paradigma değişikliği gerekliliğinin ortaya çıktığına dikkat çeken
Yelkenbiçer, ?İşte tüm bu gelişmeler sebebiyle de Paris Anlaşması
global olarak kabul edilmiştir. Bu anlaşma çerçevesinde, hükümetler,
küresel sıcaklık artışını sanayileşme öncesi seviyelerin en fazla 2C
üzerinde sınırlandırmak ve bu artışı 1,5C?nin altında tutmak için çaba
harcamak konusunda taahhütte bulundular. Bu amaca yönelik mevcut
çabalar maalesef yetersiz kalıyor. Son yıllarda, sera gazı
emisyonlarını azaltmaya yönelik önlemler, tüm dünyada politika
belirleyiciler ve özel yatırımcılara birçok durumda daha cazip gelmeye
başladı. Düşen teknoloji maliyetleri ve bunun yanı sıra önlenmesi
gereken olumsuz etkilere ve sıfır-karbon teknolojisi ve altyapı
geliştirme gibi azaltma önlemlerinin sağladığı hava kalitesinin
iyileştirilmesi ve yeni iş alanları yaratılması gibi faydalara dair
farkındalığın artması bu durumun başlıca sebepleridir. Türkiye?de
iklim eyleminin yalnızca elektrik arzı, karayolu ve demiryolu yolcu
taşımacılığı ile konut yapıları sektörlerinde artırılması bile,
ekonomi genelindeki emisyonların 2030 yılına kadar 2017 seviyelerine
kıyasla yüzde 14 oranında azaltılmasını ve mevcut yükseliş eğiliminin
tersine çevrilmesini sağlayabilir. Birlikte değerlendirildiğinde bu
sektörler, Türkiye?nin ulusal sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde
50?sinden sorumludur? diye konuştu.

İklim değişikliğinin yaratığı olumsuz koşulların, tüm canlı
sistemlerini etkilediğine dikkat çeken EGİAD Başkanı Yelkenbiçer,
?Isınmaya bağlı sıcaklık artışıyla buharlaşma artmakta, toprağın nemi
azalmaktadır. Bu durumda nemli ortamlarda yaşayan, bitki, hayvan,
mikroorganizma çeşitliliği de buna bağlı olarak değişmektedir.
Canlıların bu hızlı değişen iklim koşullarına adaptasyon sürelerinin
de farklı olması ekolojik sistemleri doğrudan etkileyecektir.
Özellikle zengin biyolojik kaynakları olan Türkiye?de iklim değişimi
baskısının yaygın olarak hissedilmeye başladığı düşünüldüğünde
tehlikenin büyüklüğü dikkat çekicidir. Ormanlar, sulak alanlar, göl ve
deniz çeşitliliği gibi su ve kara ekosistemlerinin vazgeçilmez
unsurları olan yaşam destek ünitelerinin iklim değişikliğinden
kaynaklanan, telafisi olmayan, olası zararlarının önlenebilmesi için
gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir? dedi.

Sınırda karbon vergisi ekonomimizi dönüştürmek için fırsat

Gelinen noktada fosil yakıt temelli ekonomik modeli tümden
değiştirmenin önemine de dikkat çeken Yelkenbiçer, ?Bu bağlamda
tartışılan yeni tedbirler arasında ?sınırda karbon vergisi? bulunuyor.
Türkiye?yi doğrudan etkileyecek böylesi bir düzenlemeyi bir tehdit
değil, ekonomimizi dönüştürmek için bir fırsat olarak görmeli bu
doğrultuda karbon nötr olma vizyonuyla bütüncül bir iklim değişikliği
ve yeni bir kalkınma politikası geliştirmeliyiz? dedi.

Yeni devrim yeşil transformasyon olacak

WWF-Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Bayar ise, 1900 yıl boyunca
Dünya nüfusunun 1 milyarın altında seyrettiğini, 1900 - 2000 yılları
arasındaki 100 senelik boyutta ise nüfusun üzerine 6 milyar insanın
eklendiğine dikkat çekerek, ?Doğadan muazzam bir insan talebi söz
konusu. Bugüne kadar yaşanan sanayi devrimleri fosil yakıt
çerçevesinde gerçekleşti. Yeni devrim Yeşil Transformasyon olarak
gerçekleşecek. Bunun maliyetinin çok yüksek olacağının farkındayız.
Bir günde gerçekleşmeyeceğinin de farkındayız. Ancak bu değişimi
gerçekleştirmediğimiz müddetçe hayat ortadan kalkacak. Yaşayan Gezegen
Raporu?muza göre 50 yılda bütün omurgalı popülasyonun yüzde 68?i yok
oldu. Bu her 10 hayvandan 7?si yok demek. Her sene Dünya?nın kendini
yenileme kapasitesini tüketiyoruz. 2030 yılına kadar bize her yıl için
2 gezegen gerekecek. İklim krizinin etkilerini hisseden ilk
jenerasyonuz ve önlem alabilecek son jenerasyonuz? dedi.

Altı kat fazla orman alanı yandı

İklim ve Enerji Programı Kıdemli Uzmanı Tanyeli Behiç Sabuncu ise,
Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) Raporu ve iklim
değişikliğinde son durumu aktardı. Ortalama sıcaklık artışının 1.5
derece ile sınırlandırılması kararına karşın, halihazırda 1.2 dereceye
ulaşıldığına dikkat çekerek, ?Atmosferdeki sıcaklık artışına bağlı
gözlemlenen yaygın ve hızlı değişim geri döndürülemeyecek boyutta. Son
on yılda görülen sıcaklıklar buzul çağından beri en yüksek değerlere
çıkarak en son 125 bin yıl önce görülen seviyeye geldi. Türkiye?ye
bakacak olursak, yangın, sel ve erozyonun önümüzdeki dönemde
katlanarak artması beklenmekte. Türkiye?de bu yıl şimdiye kadar
yaklaşık 194 bin hektar ormanlık alan yandı. Bu da, 2008 - 2020
yılları arasında aynı tarih aralığı ve bölgede yanan yaklaşık 33 bin
hektarlık alanın neredeyse 6 katı olmakta? dedi. Tanyeli Behiç Sabuncu
ayrıca, hem AB Yeşil Mutabakat ile ilgili derin bilgi verdi hem de
Yeşil Mutabakat Eylem Planı?nı aktardı.

Foreks Haber Merkezi ( haber@foreks.com )
http://www.foreks.com
http://twitter.com/ForeksTurkey