Ana SayfaŞirket HaberleriKentsel Dönüşüm kapsamlı bir yeniden yapılanma fırsatıdır----

Kentsel Dönüşüm kapsamlı bir yeniden yapılanma fırsatıdır

Kentsel Dönüşüm kapsamlı bir yeniden yapılanma fırsatıdır
19 Nisan 2017 - 11:16 www.borsagundem.com

Halk GYO Genel Müdürü Dr. Feyzullah Yetgin, projelerden kentsel dönüşüme, borsadan İFM’ye Fatih Çil’e çarpıcı açıklamalar yaptı…

Sustainable Economy Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Çil, Halk GYO Genel Müdürü Dr. Feyzullah Yetgin ile sürdürülebilir kalkınma prensipleri ışığında gayrimenkul sektörünü, kentsel dönüşümü, İUFM’u, şehirlerin geleceğini etkileyecek trendleri ve Halk GYO’nun doğru projelerle yaşama ve ekonomiye kattığı değerleri konuştu. Bir Halkbank iştiraki olarak Halk GYO’nun, sahip olduğu güç ve misyonla Türk insanının yaşam kalitesini, Türk ekonomisinin rekabet gücünü, paydaş ve hissedarlarının memnuniyetini her geçen gün yükselten projelerle ülkemizin sürdürülebilir kalkınmasına destek olmaya devam edeceğinin altını çizen Yetgin, kentsel dönüşüm sürecinin ve İUFM’un önemine dikkat çekti. IUFM’ne özgü kanun ve teşviklerin var olması gerektiğine inandığını belirten Dr. Feyzullah Yetgin, “Kentsel dönüşüm süreci, ekonomik boyutunun yanı sıra toplumumuzun büyük bir bölümünü doğrudan etkileyen sosyo-kültürel, çevresel bir oluşumdur. Bu kapsamda; kentsel dönüşüm hamlesi, çevresel, ekonomik ve sosyal yönleriyle kapsamlı bir yeniden yapılanma fırsatıdır” dedi.

-Değerli Hocam uzun yıllar inşaat ve gayrimenkul sektöründe yöneticilik yaptınız. Şimdi Halk GYO’nun başındasınız. Halk GYO’un çalışmalarına, vizyon ve hedeflerine de değineceğiz. Ama isterseniz şuradan başlayalım. Önümüzdeki yüzyılda dünya nüfusunun yüzde 65’i şehirlerde yaşayacak. Bu bağlamda Ecocity-Smartcity-Resilent City gibi kavramlar ön plana çıkıyor. Siz bu değişimi nasıl okuyorsunuz?

-Türkiye’de inşaat faaliyetleri sosyal yapıda görülen ve değişen yaşam tarzı gelişen ihtiyaçlara, tercihlere bağlı olarak dönüşüm geçirmektedir. Son yıllarda sektörde oluşan yeni eğilimler doğrultusunda akıllı bina sistemleri, çevreci yapılar, modern yaşam alanları, ev-ofis sistemleri ile eğlence ve aktivite merkezleri lüks konut projelerinin vazgeçilmezleri arasına girmiştir. Konut piyasasında kentsel dönüşümün önemi artarken, konut dışı ticari yapılarda ise sosyal ihtiyaçları odağına alan yapılanmalar söz konusu olmaktadır.

Tüketici, fonksiyonel ve estetik dizaynlar, yüksek standartlarda yalıtım, konfor ve ulaşım imkanlarının kolaylığı, günlük temizlik servisi, resepsiyon hizmeti, güvenlik , alışveriş servisi, otopark spor alanları, yüzme havuzu  ve vale hizmetlerinin  sosyal olanaklarla donatılan kent merkezinde  ya da kent merkezlerinde n uzak ancak ulaşımı kolay olan sakin ve kaliteli yaşam alanlarına eğilim gösteriyor.

Tüketicilerin artan bilinç düzeyi, konut geliştiricilerinin çevre koruma ve sosyal sorumluluk anlamında yaygınlaşan uygulamaları, insanların ihtiyaçlarına göre tasarlanan teknoloji tabanlı, mekandan bağımsız ulaşabilecekleri otomatik yönetim sistemleri ,şehirlerin çağdaş ihtiyaçlara uygun olarak dönüştürülüp, canlandırılması, iyileştirilmesi ve modernizasyonu, şehir yaşamı standardının yükselmesi, kaynakların verimli kullanılması ve en önemlisi insanların yaşam kalitesini yükseltecek çözümler geliştirilmektedir.

-Bu bağlamda Türkiye’nin kentsel dönüşüm hamlesini bir fırsat olarak görebilir miyiz?

-Ülkemizde ve Dünya’da; kentler, ekonomik sebepler, sosyal gelişimdeki yetersizlik aşırı nüfus yığılmaları, yanlış yer seçimi ve doğal afetler gibi nedenlerden dolayı yenileme, dönüşüm ve iyileştirmeye yönelik proje ve uygulamalara ihtiyaç duymaktadır.

Türkiye’de 1960’lı yıllarda ve sonrası hızlı sanayileşme ve ekonomik gelişmelere paralel olarak, demografik değişimler ve köyden şehre göçler başladı. Nüfus artışı ve ülke nüfusunun şehir merkezlerinde yoğunlaşmasının getirdiği olumsuz baskılar ve bu tarihlerdeki sermaye birikiminin düzenli kentleşmeyi sağlayacak güçte olmamasının da eklenmesiyle birlikte plansız kentleşme, tarım alanlarının tahrip edilmesi, ulaşım ve altyapı yetersizlikleri, çevre kirliliği ve kaçak yapılaşma gibi problemler de kaçınılmaz olarak ortaya çıktı. Bu süreçte alt yapı ve sosyal donatı alanlarının yetersiz ve riskli yapılardan oluşan gecekondular da sağlıksız yapı stokunu artırdı.

Türkiye genelinde toplam 6,5 milyon binanın 20 yıllık bir süreçte yeniden inşa edilmesini kapsayan kentsel dönüşüm sürecinde, eski hatalı, kusurlu dayanıksız binaların yıkılması, yeniden inşası, iyileştirme, değişim ve dönüşüm odaklı yaklaşımlar ile günümüz ihtiyaç ve beklentilerine uygun adımlar atılmaktadır.

Kentsel dönüşüm süreci, ekonomik boyutunun yanı sıra toplumumuzun büyük bir bölümünü doğrudan etkileyen sosyo-kültürel, çevresel bir oluşumdur.

Bu kapsamda; kentsel dönüşüm hamlesi, çevresel, ekonomik ve sosyal yönleriyle kapsamlı bir yeniden yapılanma fırsatıdır.

-Kentsel dönüşüm ülkemiz için tarihi bir öneme sahip ancak istenildiği oranda hızlı gitmiyor. Finansman yönteminde mi mevzuatta mı eksiklikler var?  Siz nasıl değerlendiriyorsunuz? Nasıl işleri daha iyi yaparız?

-Kentsel dönüşüm bürokratik ve sosyal süreçleri itibariyle sektör açısından zorlu bir projelendirme aşamasıdır. Dönüşümün ikna, izin, finansman, pazarlama ve sonrasında da farklı sosyal dokuları bir araya getirebilme gibi birçok süreci mevcut. Bu süreçte, kurumsal bir şekilde organize olabilmek, şeffaf ve hızlı hareket edebilmek zor olabilir sektör oyuncuları açısından. Sağlam bir finansman yapısı da olmaz ise, süreçler bir kısır döngüye girebilir. Bu sebeple, kentsel dönüşümde sosyal yapıyı küstürmeden, firmaları zora sokmadan, bürokratik süreçler de çok uzatmadan her türlü koldan sektöre destek olmak gerekir diye düşünüyorum. Kamu otoritesinin bu anlamda hem topluma hem de sektöre güven veren, her iki tarafın haklarını gözeten ve süreçleri şeffaflaştıran bir konumda durması gereklidir.

-Mevzuat ve finans demişken bu nokta da İstanbul Finans Merkezi’ni size sormak istiyorum. İFM sadece kentsel dönüşüm açısından değil ülkemizin geleceği açısından çok önemli bir proje. Çalışmalar devam ediyor ve siz de bu projenin paydaşlarındansınız. Finans, ekonominin kanı olduğuna göre bu proje Türk ekonomisine can ve kan katacak, kronik sorunumuz olan sermaye birikimine katkı sağlarken finansı demokratikleştirecek bir yapı olması hasebiyle Türkiye tarihinin en stratejik projelerinden biri olarak tanımlanabilir mi? Ve bu bağlamda İFM’nin serbest bölge olarak ilan edilmesi faydalı olur mu?

-Ülkemizin ve Şirketimizin en önemli projesi olan İstanbul Uluslararası Finans Merkezi (IUFM), Türkiye’nin finansal anlamda cazibesini yükseltmeyi öngören, küresel merkez olmayı hedefleyen ve ülkemize derinlik katacak çok önemli bir projedir. Biz de şirket olarak, inşasına başladığımız 46 ve 34 katlı ofis kulelerimiz ile bu önemli projenin en büyük paydaşlarından biri olmanın gururunu yaşıyoruz. Ülkemizin finans merkezi olan İstanbul, ülke ekonomisine katkısı, sahip olduğu iş ve ticaret hacmi, lokasyonu, yerel ve nitelikli işgücünün varlığı açısından dünyadaki sayılı finans merkezleri arasında olma yolunda önemli bir potansiyele sahiptir.

Bu bağlamda IUFM’ne özgü kanun ve teşviklerin var olması gerektiğine inanıyorum. Özellikle finans merkezi olmanın yaratacağı nitelikli işgücü ve bilgi aktarımı gibi uluslararası katkıların olabilmesi için merkez açısından vergi teşviki gibi konuların gündeme gelmesi gerekir. IUFM Koordinasyon Kurulu’nun merkeze ilişkin daha önce hazırlanmış olduğu kanun tasarısına yönelik çalışmalarını hızlandırdığını biliyorum. Bu, İFM aktörleri olarak özellikle bizler açısından, önemli ve takip edilmesi gereken bir gelişmedir.

-GYO’lara  ve Halk GYO’ya gelirsek GYO’lar,  sadece kentsel dönüşüm için değil, diğer gayrimenkul projelerinde de önemli işlev görüyor. Ayrıca GYO’lar sermaye piyasası oyuncusu olarak da çok önemliler. Bu kurumların bir diğer önemli rolleri de inşaat sektörüne kurumsallaşma,  ekonomiye derinlik, çeşitlilik ve şeffaflık getirmeleri. Yanılıyor muyuz?

-Çok doğru. GYO’ların sektörün kurumsallaşması ve şeffaflaşması açısından rolü çok önemli. Belirttiğiniz üzere GYO’ların kentsel dönüşüm ve kamu açısından önem arz eden büyük projelerde aktif rol alması sektörün işleyişi açısından çok önemli. Fakat GYO’lar olarak, aynı zamanda sermaye piyasası oyuncusu olmanın getirdiği yükümlülüklerle de hareket etmek zorundayız ki bu durumun yani mevzuatın, bazı noktalarda işlevselliğimizi kısıtladığını da görmekteyiz. Mevcut mevzuat hükümleri sebebiyle her projeye her ihtiyaç duyulan noktada destek verebilme, finansal ve kurumsal gücümüzü kullanma imkanı bulamıyoruz. Fakat bu durum belki yine sektörün işine yarıyordur diye düşünüyorum. Özellikle kentsel dönüşüm tarafı ve süreçleri çok ve meşakkatli projelerde GYO’ların kurumsal ve finansal desteğini almak isteyen sektör oyuncularının, işleri hızlandırmak açısından süreçlerini tüm taraflarla daha şeffaf, düzenli ve hızlı organize etme ve tamamlama çabasına gireceğine inanıyorum. Bizlerin bazı noktalardaki kısıtlılığı da aslında sektörün organize olmasına sebep oluyor gibi bir noktada ..

-Halk GYO güvenilirliği, itibarı, şeffaf yönetimi, doğru projeleri , artan kira gelirleri ve piyasa değeri ile paydaş ve hissedarlarına sundukları noktasında  BİST GYO endeksinde bile olumlu bir şekilde ayrışıyor. Bize biraz Halk GYO’u tanıtır mısınız? Vizyon, hedef ve projelerinden bahseder misiniz? Özellikle müşteri, paydaş ve hissedarlarınıza vermek istediğiniz mesajlar nelerdir? Bu bağlamda son soru: Ne zaman sizi sürdürülebilirlik endeksinde de göreceğiz?

-Halk GYO, güvenilir ve şeffaf yönetim yapısı ile yatırımcılar tarafından tercih edilen, gayrimenkul  sektörünün öncülerinden olma hedefi ile Halkbank iştiraki olarak 2010 yılında kuruldu.

Şubat 2013 yılında halka arzının başarıyla tamamlayan şirketimiz Borsa İstanbul’da “HLGYO”  kodu ile işlem görmeye başladı.

Kurulduğu günden bugüne gayrimenkul portföy büyüklüğünü 4 kat arttıran Şirketimizin bugün itibarıyla portföy büyüklüğü 1,9 milyar TL’yi aştı. Ofis, konut ve otel projeleri ile portföyünü zenginleştiren Şirketimizin  düzenli kira geliri elde ettiği ofis ve otel binaları ile 3 devam eden, 3 tamamlanan olmak üzere 6 projesi mevcut.

2016 Eylül verileri ile 2010 yılında gerçeklesen kuruluşundan bu yana özkaynaklarını %89 oranında artırarak 904 milyon TL rakamlarına ulaştıran Halk GYO’ her yıl kar eden karını yatırımcıları ile paylaşan bir kurum olmuştur.

Halk GYO olarak; başladığımız ve tamamladığımız her projenin ülkemiz ekonomisine ve yatırımcılarımıza fayda sağlaması hedefi ve ekonomik, çevresel sosyal refah düzeyinin  her geçen gün daha yukarıya taşınmasına hizmet etmek üzere belirlediğimiz “doğru lokasyonda, doğru proje” stratejimiz ile yatırımlarımıza devam ediyor, bölgenin beklenti ve  ihtiyaçlarını ele alarak, mimari açıdan donanımlı, modern ve ikonik tasarıma sahip, geniş yeşil alanı bulunan projeleri hayata geçiriyoruz. Portföyümüzde yer alan; projelerin nerdeyse tamamı Uluslararası Yeşil Bina “Leed” sertifikası sahibi ve ya adayıdır.

Halka açık bir kamu Şirketi olarak tüm paydaşlarına/halka olan sorumluluğu, faaliyetlerindeki şeffaflığı ile genç Şirketimizin henüz sürdürülebilirlik endeksinde olmasa da, endeks kriterleri dahilinde olduğunu düşünüyorum.

-Değerli Hocam aslında bütün yatırımlar geleceğe yapılır. Biz, son aylarda yaşananları sanayisi, yetişmiş insan gücü, iç barışı, binlerce yıllık kültürü ile medeniyetlerin taşıyıcısı olan ülkemizin aydınlık geleceğine yapılan yatırımları kesmek, imajını bozmak için düzenlenen saldırılar olarak değerlendiriyoruz.  Bizim eksikliklerimizi giderip bütün bu badireleri atlatacağımıza, Türkiye’mizin bir yıldız gibi üstündeki tozlardan kurtulup parlayacağına inancımız tam. Siz bu saldırıları ve ülkemizin geleceğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Siyaseten, ekonomik olarak ve sosyal yapı itibarıyla önemli, ön planda ve kilit noktada bir ülke olmak, global sıkıntıların etkilerini çok daha sancılı hissetmemize sebep oluyor. Ülkemizin her türlü şart ve zorluk altında dahi ekonomik altyapısını güçlü tutmaya devam etmesi, siyasi iradenin de desteği ile hedeflerinden şaşmadan yolunda yürümesi ve milli birlik duygularımızın, tüm iç ve dış olumsuz etkenlere rağmen, özenle korunması, bizi güçlendirmektedir.

Ülkemizin demokratik yönetim sistemini hedef alan hain darbe teşebbüsü karşısında Milletimizin güçlü duruşu biz ekonomi aktörlerinin de her zorluğa karşı sağlam durma ve çok çalışma sorumluluğunu artırmıştır.

Bizler gibi sektörün önemli temsilcilerine düşen görev devletimiz ve halkımızdan aldığımız ilham ve güç ile her zaman olduğu gibi işimizi en iyi şekilde yaparak ülke ekonomisine katkı sağlamaya devam etmek olacaktır.

YORUMLAR (4)
  • Muhammet Sinan24 Nisan 2017 21:14

    halk bank hisselerin çoğunun geri topladI DENİYORSA,,, demek oluyorki hisseyi yukarı taşıyacaklar,

    Katılmıyorum%0Katılıyorum%0
  • dsd19 Nisan 2017 14:58

    Kentsel değil rantsal dönüşüm...

    Katılmıyorum%33,33Katılıyorum%66,67
  • mercan dede19 Nisan 2017 14:52

    halk gyo daki rezalet herkesin dilinde..demecle başarılı olunmuyor..şirketin aynası borsadır.**adam soru sormuş**sorulması gereken soru kardeşim 1.3 dan halka verdiniz hisseler sürünüyor bu nasıl iş***demesi lazımken..çok başşarılıymış falan filan..seksenlerdeki dizide ilker yapıyordu bu rolü çok başarılıymışlım fala filan feşmekn.hahaah

    Katılmıyorum%0,00Katılıyorum%100,00
  • HALK GYO ZEDE19 Nisan 2017 13:55

    hıııı borsaya bak...borsadaki halk gyo başka şeyler anlatıyor......**çok güvendik aldık elimize hisseleri gömdüler..sonrada baskılı beleşe getirilen fiyatlamalardan halk bank hisselerin çoğunun geri topladı..olan garibana oldu..halk istedi halk gyo yaptı..hııı....güvendik ***

    Katılmıyorum%0,00Katılıyorum%100,00

E-posta listemize kayıt olun, en son haberler adresinize gelsin.